Küresel ekonominin küçüldüğü bir dönemde Türkiye ekonomisinin büyümesi gücümüzün bir ifadesidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabinesi Toplantısı ardından yaptığı açıklamada, “Küresel ekonominin yüzde 4’ten fazla küçüldüğü tahmin edilen bir dönemde Türkiye ekonomisinin büyümesi ekonomimizin gücünün ifadesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İlk Kabine Toplantısı’nı biraz önce gerçekleştirdiğimiz 2021 yılının ülkemiz, milletimiz, tüm dünya için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum.

İnsanlık olarak 2020 yılını maalesef iyi hatıralarla kapatmadık. Ülkemizde dünyayı etkileyen sıkıntılar ve yaşadığı afetler sebebiyle geçtiğimiz yılı oldukça büyük bedeller ödeyerek geride bıraktık. Hâlbuki Türkiye olarak 2020 yılını güzel bir başlangıçla karşılamıştık. Geçtiğimiz 18 yılda kurduğumuz güçlü altyapının üzerinde hedeflerimize doğru kararlılıkla yürüyorduk.

“YILIN İLK ÇEYREĞİNDE YÜZDE 4,5’LUK BİR BÜYÜME ORANINA ULAŞTIK”

Koronavirüs salgınının ülkemize de sıçramasıyla birlikte kendimizi hızla bu yeni duruma hazırladık. Zaten güçlü olan sağlık altyapımızı ve sağlık sistemimizi açtığımız yeni hastanelerle tahkim ettik. Salgın tedbirlerinden etkilenen tüm kesimlere yönelik nakdi hibe ve destek programları başlattık.

Ekonomide aldığımız tedbirlerle salgının ülkemize gelişini geciktirerek yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,5’luk bir büyüme oranına ulaştık. Eğer salgın Mart ayını hiç etkilememiş olsaydı bu oranın 1 veya 1,5 puan daha üzerine çıkmış olacaktık.

Yılın ikinci çeyreğinde ise Koronavirüs salgını tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de derinden hissedildi. Bu dönemde Türkiye diğer ülkelere nazaran oldukça düşük bir seviye olan yüzde 9,9 oranında daraldı. Salgının etkilerini azaltmak için hayata geçirdiğimiz önlem ve teşvikler sayesinde bu zor dönemde ekonomimizin direncini korumayı başardık.

Haziran ayında başlayan normalleşme adımlarıyla hızlı bir toparlanma sürecine gittik.

“İHRACATIMIZ 169,5 MİLYAR DOLAR İLE BELİRLEDİĞİMİZ HEDEFİ AŞTI”

Üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre sanayi üretimimiz yüzde 30, perakende satış hacmimiz yüzde 25 oranında arttı. Aynı dönemde imalat sanayi kapasite kullanım oranı 10 puan artarak yüzde 63’ten yüzde 73’e yükseldi. Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında üçüncü çeyrekteki ciro endeksi artışı ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 36 oldu.

Otomobil ve konut piyasalarında Haziran ayıyla birlikte ciddi bir hareketlilik görüldü, hatta satışlar geçen senenin bile üzerinde gerçekleşti. 2020’de otomotiv piyasası bir önceki yıla göre yüzde 61 büyüyerek 773 bine yaklaştı. Yılın ilk 11 ayındaki konut satışları da bir önceki yıla göre yüzde 21,5 artarak 1 milyon 400 bine ulaştı. Ekonomimizdeki bu olumlu hava güven endekslerimize de yansıdı. Üçüncü çeyrekte elde ettiğimiz yüzde 6,7’lik büyüme oranıyla dünyada en hızlı büyüyen ekonomi olduk.

Hamdolsun aynı şekilde dördüncü çeyreğe de güzel başladık. Hatta Ekim ayında sanayicilerimiz tarihimizin en yüksek aylık sanayi üretimini gerçekleştirdi. Kapasite kullanım oranımız yüzde 76 seviyesine ulaştı. İmalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi büyümeye ilişkin eşik değer olan 50’nin üzerinde gerçekleşti. Ülkemize duyulan güvenin artması ile risk primimiz 300’ün altına geriledi. Borsamız 2020’de yatırımcısına yüzde 29 getiri sağlayarak dünya çapında en iyi performans gösteren piyasalardan biri oldu. Bu yılın ilk haftasında da borsa endeksimiz yüzde 4.3’lük artışla rekor tazeledi.

Salgın nedeniyle ihracat pazarlarımızda görülen ciddi daralmalara rağmen 2020 yılını ihracat açısından da oldukça iyi tamamladık. Geçtiğimiz yıl ihracatımız 169,5 milyar dolar ile programda belirlediğimiz hedefi yaklaşık 4 milyar dolar aştı. Henüz rakamlar açıklanmadı, ama aynı şekilde 2020 yılında yine yüzde 0.3 olan büyüme hedefimizi aştığımıza inanıyorum.

“HEDEFLERİMİZE UYGUN ADIMLARLA ÜLKEMİZİN KALKINMA KARARLILIĞINI ORTAYA KOYDUK”

Küresel ekonominin yüzde 4’ten fazla küçüldüğü tahmin edilen bir dönemde Türkiye ekonomisinin büyümesi ekonomimizin gücünün ifadesidir.

Karadeniz’deki 405 milyar metreküplük doğal gaz keşfimiz ise, geçtiğimiz yılın ekonomimize en güzel armağanı oldu.

Devam eden yatırımlarımızı hızla tamamlayarak haftada birkaç açılış töreniyle milletimizin hizmetine sunduk. Sağlıktan ulaşıma, enerjiden sulamaya, haberleşmeden savunma sanayine kadar pek çok alanda hedeflerimize uygun adımlarla ülkemizin kalkınma kararlılığını ortaya koyduk. Tüm bu gelişmeler sayesinde salgına bel bağlayan kriz tellallarının payına yine hüsran düştü.

2021 yılının yatırımın, üretimin, istihdamın, ihracatın arttığı ve sürdürülebilir bir büyümenin sağlandığı bir yıl olacağına inanıyorum. Güven ve istikrar iklimini güçlendirerek kayıplarımızı telafi edecek daha büyük atılımların hazırlıkları içindeyiz. Yeni yılda önceliklerimiz fiyat istikrarı ve bir süredir üzerinde çalıştığımız reformlar olacaktır.

Türkiye uğradığı tüm saldırılara ve küresel sorunların yol açtığı sıkıntılara rağmen kararlılıkla yolunda devam ettikçe önümüze yeni tuzaklar kurulmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlardan biri de, bir süredir hiçbir rasyonel temeli olmadan başlatılan siyasi ve sosyal kaos çıkarma denemeleridir.

Türkiye’nin huzurunu kaçırmak isteyenlerin aslında neye cevap verdiklerini gayet iyi biliyoruz. Bu gayretler vesayetin etkisinin kırılıp millî iradenin güçlendirilmesi konusunda kat ettiğimiz mesafeye verilen cevaptır.

Türkiye bu ülkede kimin Cumhurbaşkanı seçileceği konusunda milletin temsilcileri yerine vesayetin dayatmasının belirleyici olduğu günleri geride bırakmıştır. Artık bu ülkede Cumhurbaşkanı milletin yarısından fazlasının doğrudan iradesiyle belirleniyor. Böylesine büyük bir devrimi hâlâ içlerine sindiremeyenler sancılarını farklı görüntüler ve bahaneler altında dışa vuruyor.

Bizzat kendisi bir kaset komplosuyla iş başına gelen, partisi içindeki taciz, tecavüz, hırsızlık hadiselerini görmezden gelerek orada kalmayı başaran bir siyasi partinin sözde Genel Başkanı’nın sancısının sebebi de budur. Bunların derdi milletledir, millî iradeyledir, milletin tercihleriyledir. Bunlara oy vermeyen öğretmen sözde öğretmendir, muhtar sözde muhtardır. Çiftçi sözde çiftçi, hâkim sözde hâkimdir. Her hafta toplumumuzun bir kesimini hedefe koyarak kendi çapsızlıklarını, parti içi skandallarını örtmeye çalışıyorlar.

Türk demokrasisi millete ve onun temsilcilerine hakareti siyaset zanneden bu çukur zihniyeti hak etmiyor. Teröriste ‘terörist’ demekten bile aciz bu sözde Genel Başkanı öncelikle CHP seçmeninin sağduyusuna, sonra da aziz milletimizin irfanına havale ediyoruz.

Siyasi ve sosyal kaos denemelerinin cevap verdiği konulardan biri de Türk Milleti’nin Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana en güçlü şekilde gösterdiği istiklaline ve istikbaline sahip çıkma iradesidir.

Terör örgütlerinin ülkemiz içinde ve sınırlarımız boyunca yaptığı eylemleri gizli veya açık şekilde destekleyenler büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını engellemek için çırpınıyorlar. Ülkemizin kendi güvenliğini ve kardeşlerinin haklarını korumak için gerçekleştirdiği harekâtların ruh dünyalarında yol açtığı sarsıntıyı işte bu şekilde dışa vuruyorlar. Bir dönem kendi topraklarına dahi sahip çıkmakta zorlanan bir ülkeden, bölgesel ve küresel düzeyde saha ve masa hâkimiyeti sağlayan konuma gelmiş bir ülke fotoğrafına geçmiş olmamızı kabul edemiyorlar.

“KAOS DENEMELERİYLE 83 MİLYONUN HUZURUNU KAÇIRMAYA ÇALIŞANLAR KARŞILARINDA HUKUKU BULMAYA DEVAM EDECEK”

Siyasi ve sosyal kaos denemeleri, salgının iyice ortaya çıkardığı küresel düzendeki çarpıklıkların rol modellerinde yol açtığı derin sarsıntı karşısında paniğe kapılanların çırpınışlarının ifadesidir. Varlık sebepleri olan sivil toplum görünümlü beşinci kol organizasyonlarının da, medya görünümlü operasyon aygıtlarının da maskeleri birer birer düşenler paniğe kapılmışlardır. Uzunca bir süre demokrasi kılıfı altında en ilkel faşizmi, özgürlük kılıfı altında en vahşi diktatörlüğü mazlumlara dayatanların sırça köşkleri başlarına yıkılıyor.

İnsanlığın ortak değerleri hâline gelen kavramların içlerini kendi çıkarları uğruna boşaltanların artık hiç kimseye diyecek bir sözü, örnek gösterecek bir düzeni kalmadı. Dünün zalimlerinin bugün mazlum kisvesiyle karşımıza çıkarak sergiledikleri sinsiliği yüzlerine vurduğumuz için bize saldırıyorlar.

İdeolojik saplantılarını, marjinal eğilimlerini, fıtrata aykırı sapkınlıklarını, terör örgütlerine payandalıklarını cilalı kavramlarla topluma dayatanlar için yolun sonu görülmüştür. Siyasi ve sosyal kaos denemeleriyle 83 milyonun huzurunu kaçırmaya çalışanlar karşılarında hukuku bulmaya devam edeceklerdir.

Cumhurbaşkanı olarak yasama, yürütme ve yargı gücünü milletimizi bu tehditlere karşı korumak için seferber etmek anayasal vazifemizdir.

Türkiye’yi son 10 yıldır bölgemizdeki neredeyse tüm ülkeleri etkisi alan kargaşa iklimine sürükleyerek iç çatışmalar ve dış müdahalelerle hedeflerinden uzaklaştırmak isteyenleri hep hüsrana uğradık.

Ülkemizi yeniden kendi güdümlerine sokmak için kimi zaman vesayet güçlerini, kimi zaman darbecileri, kimi zaman terör örgütlerini, kimi zaman ekonomik tetikçileri kullandılar. Buna rağmen Türkiye’yi dize getiremeyenler açıkça söylemekten de çekinmedikleri şekilde şimdi yeniden siyaset ve toplum mühendisliğine sarıldılar.

“TÜRKİYE’NİN 2023 HEDEFLERİNE ULAŞMASINI ENGELLEYEMEYECEKLER”

Bir kez daha inanç ve kararlılıkla diyorum ki; başaramayacaksınız. Milletimiz geçmişte defalarca maruz kaldığı felaketlerin müsebbiplerini deşifre etti, yöntemlerini çözdü, niyetlerini anladı. Bu mücadele döneminde milletimiz birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğinde, millî iradenin üstünlüğünü hâkim kıldığında, gerektiğinde canı pahasına istiklaline ve istikbaline sahip çıktığında önünde hiçbir gücün duramayacağını gördü. Yasakçılıktan vandallığa kadar eski Türkiye’de bolca sahnelenen hiçbir senaryonun bugünün Türkiye’sinde milletimiz nezdinde karşılığı yoktur. Nitekim bu gerçeği fark eden bazı eski Türkiye artıklarının umutlarını ülkenin başına gelecek felaketlere bağlayacak kadar zavallı hâle geldiklerine şahit oluyoruz.

Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, Türkiye’nin demokraside ve kalkınmada 2023 hedeflerine ulaşmasını engelleyemeyecekler. Ne kadar çırpınırsa çırpınsınlar İstiklal Marşı’nda en güzel ifadeleriyle dile getirilen milletimizin o yüreğindeki hürriyet ateşinin yeniden yükselmesinin önüne geçemeyeceklerdir. Ne kadar azgınlaşırlarsa azgınlaşsınlar, ülkemizin yeniden yapılan küresel, siyasi ve ekonomik düzende hak ettiği yeri almasına mani olamayacaklar.

Büyük ve güçlü Türkiye’nin silueti belirgin hâle geldikçe bu tür hazımsızlıkların, bu tür kaos çıkarma denemelerinin, bu tür tuzakların artacağını biliyoruz, hepsine de hazırlıklıyız. Sadece son yedi yılda sokakları karıştırmaktan hukuki ve askerî darbe girişimlerine, terörü azdırmaktan sınırlarımızı tacize kadar nice saldırıyı göğüsleyen milletimiz Allah’ın izniyle bunları da tepeleyecek iradeye sahiptir.

Ne diyor Mehmet Akif? ‘Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. / Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz.’ Evet, biz de milletimizle birlikte son nefesimize kadar Hakk yolunda yürümeyi sürdüreceğiz.

Yaşadığımız tabiat olayları insanoğluna Rabbinin kendisine ihsanı olan dünyadaki imkânların tepe tepe kullanacağı malı değil de, kendisine verilmiş bir emanet olduğu gerçeğini tekrar tekrar hatırlatıyor.

“KURAKLIK TEHDİDİ KARŞISINDA HEP BİRLİKTE TEDBİR ALMAMIZ GEREKİYOR”

Dünyamız bir tarafta küresel ısınmanın yol açtığı sel baskınlarıyla, diğer tarafta kuraklığın sebep olduğu su kıtlığıyla boğuşuyor. Hepimiz aynı gemide olduğumu için Türkiye’de bu tabiat olaylarından etkileniyor.

Bu yıl mevsim normallerinin çok altına düşmüş olan yağışlar ülkemizi ciddi bir kuraklık tehdidiyle yüz yüze bırakmıştır. Kimi zaman da çok şiddetli gerçekleşen ve sel baskınlarına yol açan yağışlara maruz kalıyoruz. Hâlihazırda ise barajların bir kısmının neredeyse tamamen boşaldığı, diğerlerinde de su seviyesinin çok düştüğü bir dönemden geçiyoruz. Ancak 100 yılda bir görülecek böylesine büyük bir kuraklık tehdidi karşısında hep birlikte tedbir almamız gerekiyor.

Günlük kullanımdan tarımsal sulamaya kadar her alanda tasarrufu esas alan bir anlayışla hareket etmek mecburiyetindeyiz. Ülkemizdeki suyun üçte ikisinden fazlası tarımda kullanılıyor. Bunun için baraj ve gölet depolama alanlarının yanı sıra, sulama tesislerinin inşasına hız veriyor ve yeraltı barajlarına da başlamış vaziyetteyiz.

Geçtiğimiz 18 yılda 600 baraj, 590 hidroelektrik santrali, 262 içme suyu tesisi inşa ettik. Bu yıl içinde depolama alanlarımızın hacmini 180 milyar metreküpe, sulanan alanların büyüklüğünü 6,9 milyar hektara çıkarmayı hedefliyoruz. Aynı şekilde içme suyu yatırımlarımızı da süratlendirerek toplam içme suyu kapasitemizi 4,8 milyar metreküpe ulaştıracağız.

Sulama yatırımlarının hızla tamamlanabilmesi için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün bütçesini yaklaşık 2,5 kat arttırdık. Böylece mevcut su kaynaklarımızın hem tarımsal üretimde hem içme suyu hizmetlerinde en verimli şekilde kullanılmasını temin edeceğiz.

Tabi mevcut kaynakları en iyi kullanmanın asıl yolu, tasarruftan geçiyor. Açık sistemlerden kapalı sistemlere ve vahşi sulamadan basınçlı sulama sistemlerine geçişe öncelik vererek su kayıplarını da azaltacağız. İçme suyunda da önemli bir tasarruf potansiyelinin olduğunu görüyoruz.

Doğru yöntemler ve bilinçli tüketimle sulamada yüzde 50’ye yakın tasarruf edebileceğimize inanıyoruz. Bu çerçevede bir diğer önemli konumuz, enerji verimliliğidir. Enerji sürdürülebilir kalkınmanın temel altyapısıdır. Şayet enerji arzında hedeflerimize uygun bir seviyeye ulaşamazsak diğer atılımlarımızın başarıya ulaşma şansı kalmıyor. Bunun için bir yandan yeni yatırımları devreye alırken, diğer yandan da verimliliği artırmanın gayreti içindeyiz.

“ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ ARTIRARAK GELECEĞİMİZE DAHA GÜVENLE BAKMAK İSTİYORUZ”

Geçtiğimiz 18 yılda yaptığımız yatırımlarla ülkemizin enerjide toplam kurulu gücünü 32 bin megavattan, 96 bin megavata çıkardık. En büyük atılımı da 19 bin megavattan, 56 bin megavata çıkardığımız yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji üretiminde yaptık, bunu biz yaptık, bu hükûmet yaptı. Sadece geçtiğimiz yıl devreye aldığımız kurulu güç yüzde 98’i yenilenebilir kaynaklardan olmak üzere 4900 megavattır.

Karadeniz’de bulduğumuz rezerv enerjide dışa bağımlılığımızın en önemli kalemi olan doğal gazda önümüzde yeni bir dönem açtı. Enerji verimliliğini de artırarak geleceğimize daha güvenle bakmak istiyoruz. Bunun için 2 yıl önce başlattığımız Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile 24 milyar ton petrole eş değer bir tasarruf sağlamayı hedefliyoruz. Bu plan özellikle ilk olarak 2023’e kadar enerji tüketiminde yüzde 14’lük bir tasarruf oranına ulaşmayı planlıyoruz.

Geçtiğimiz iki yıldaki uygulamalarımızla 1 milyar dolara yakın tasarruf seviyesini yakaladık. Bu konuda özellikle kamu binalarında ve sanayide gerçekten önemli neticeler aldık. İnşallah 2033 yılına kadar enerjide tasarruf ettiğimiz rakamı 30 milyar doların üzerine çıkartacağız.

Diğer yandan, ülkemizin kaynaklarını her alanda en üst düzeyde harekete geçirmek için çalışıyoruz. Bunlardan biri de altın üretimidir. Geçtiğimiz yıl altın üretimimiz 42 ton ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıktı. Bu üretimin ekonomimize katkısı 2,4 milyar dolardır. Hedefimiz önümüzdeki 5 yıl içinde en fazla katma değere sahip ürünlerin başında gelen altın üretimini 100 tona yükseltmektir.

Bugünkü Kabine gündemimizin en önemli konusu uzunca bir süredir olduğu gibi Koronavirüs salgınıyla ilgili gelişmelerdi. Aldığımız tedbirler sayesinde salgının artış hızını gözle görülür bir şekilde geriletmeyi başardık. Azalan vaka ve ağır hasta sayısına paralel şekilde salgının sağlık sistemimiz üzerindeki yükü de önemli ölçüde hafifledi. Bu kazanımları korumak ve daha ileriye taşımak için 83 milyon hep birlikte gayret göstermemiz gerekiyor.

“SALGIN KISITLAMALARINI KADEMELİ OLARAK AZALTACAĞIZ”

Salgın tedbirlerinin faaliyetlerine ara verilen esnaflarımız, öğrencilerimiz, çalışanlarımız başta olmak üzere vatandaşlarımız üzerinde yol açtığı sıkıntıları yakinen biliyoruz. Tüm dünya ile birlikte bu soruna kalıcı bir çare bulana kadar hayatımızı kendimizi salgından koruyacak tedbirlerle sürdürmeye mecburuz. Bu tedbirlerin en başında tamam diye ifade ettiğimiz temizlik, maske ve mesafe geliyor.

Vaka sayısının belirli bir rakamın altına düşmesiyle birlikte daha önce de yaptığımız gibi elbette kısıtlamaları kademeli olarak azaltacağız. Ama her bireyin kendi tedbirlerini sıkı bir şekilde uygulamaya devam etmesi şarttır.

Gelinen aşamada salgınla mücadelede önemli bir husus da aşı çalışmalarıdır. Türkiye, dünyadaki tüm aşı geliştirme ve üretim faaliyetlerini yakından takip etmekte, uygulama aşamasına gelen her ürünle ilgilenmektedir.

Hâlihazırda Çin menşeili bir aşıyı bildiğiniz gibi ülkemize getirmeye başladık. İlk etapta 3 milyon toz aşı şu anda ülkemize geldi. Alman menşeili bir aşıyla ilgili anlaşmamızı da yaptık, ama görüşmeler devam ediyor, nihai kararı henüz karşılıklı olarak vermiş değiliz. Rus ve İngiliz menşeili aşılarla ilgili gelişmeleri de takip ediyoruz.

Ülkemize gelen aşıların kullanıma sunulabilmesi için gereken test süreçleri tamamlanır tamamlanmaz belirlenen öncelik sırasına göre uygulamasına geçilecektir. İnşallah belirlenen sıralamaya göre Perşembe veya Cuma bu kampanyamız başlamış olacak.

Tabii en önemlisi kendi aşımızı geliştirme çalışmalarıdır. Çok sayıda üniversitemiz, kuruluşumuz ve firmamız bu amaçla yoğun bir gayret içindedir. İnşallah hep birlikte bu musibetin de üstesinden gelecek, hedeflerimize doğru tam kapasite yürümeye devam edeceğiz.”

Ayrıca Kontrol Et

Ege’den yapılan doğal taş ihracatında işlenmiş ürünün payı yüzde 73’e çıktı

Türk doğal taş sektörünün işlenmiş ürün ihracatı 2020 yılında yüzde 7 artarak 1 milyar 58 …